« LATİN İTALYASI | Home | Dolmabahçe Sarayı »
Posted: admin on Şub 11 | Kategorilenmemiş
İtalya’nın Ortabatı Kesimi’nde yer alan Latium.. Başlangıçta Alban Tepeleri Çevresindeki Topraklar’ı kapsayan latium, MÖ 500 lere gelindiğinde Tiber Irmağı’nın Güneyinde Circeo Tepesi’ne kadar uzanıyordu. Bölgenin Kuzeybatı’sında Etruria (bugün Toscana), Güneydoğusunda Sabini, Ekuvi ve Marsilerin Toprakları yer alıyordu. Daha Geniş olan bugünkü Lazio Yönetim Bölgesi Fiora ve Garigliano Irmakları arasındaki büyün Kıyı ovasını içine alır ve Doğu Apenninler’e kadar dayanır. Latium’un Tarihi Roma’nın Gelişmesine sıkı sıkıya bağlı olmuştur.
Kökenlerini MÖ 2.Bin’de İtalya Yarımadasına göç eden Hint-Avrupa Kabileleri’ne dayayan latinler, MÖ 1.Bin’in başlarında çevreden kopuk ve savunulması kolay bir Bölge olan Alban Tepelerini yurt edindiler. Buraya yerleşen latin Kabileleri hem İtalya’nın Güney kesimindeki Demir Çağı Uygarlığı’ndam, hem de Etruria’nın Güney Kesimindeki Villanoven Uygarlığı’ndan etkilendiler. Latinler Ölülerini yakarak küllerini Villanoven Tarzı Ayaklı Kaplarda ya da Ev Biçimindeki Ayaklı Kaplar’da saklarlardı. Bu kaplar basit Geometrik Örgelerle bezenirdi. Benzer Örgeler bu Mezarlar’da bulunan Usturai İğ, Broş ve Silah gibi Tunç Parçalar üzerine kazınmıştır. Alban Tepelerindeki Mezarlarda kullanılan malzeme, Roma’da Günümüzdeki Mezarlar’da bulunan malzeme’yi andırmakla birlikte, Görünümleri genellikle daha kaba ve daha basittir.
Etrüskler’in MÖ 600’de Latium’u işgal ederek Etruria ile Campania arasında bir Köprübaşı oluşturan Roma’ya yerleşmesinden sonra Etrüsk Uygarlığı’nın ve Sanatının etkileri öteki Latin Kenetlerinde de kendini duyurmaya başladı. Roma çok geçmeden Etruria’nın Güney kesimindeki Güçlü Kentler’in Düzeyine ulaşarak üstün bir Konum kazandı.
Tarihsel kayıtlarda MÖ 509 da Roma’nın Öncülük ettiği bir Ayaklanma ile Etrüskler’in Bölge’den çekildiği belirtilirse de bunun MÖ 475’te Latinler’le Yunanlılar’ın kurduğu İttifakla sağlandığı bilinir.
Eyrüskler’in ayrılmasından sonra latium yoksullaşırken Roma da Çevre Kentler üzerindeki üstünlüğünü yitirdi. MÖ 400 lerde bölgeye latin Birliği Egemen oldu. Bu Dönem’de Latin Kentlerinden gelen Delegelerce her yıl seçilen Diktatör Romalı Askerlerin de yer aldığı Fedaral bir Ordua komuta ediyordu. Birlik içinde Tusculum’un Etrüsk Dönemi’ndeki Roma Önderliği’ne benzer bir konumu vardı. Roma Toprakları ise Kent’in 11 km dışında son buluyordu.
Antium’da (Anzio= yaşayan Volskiler (Volsci) ile Praeneste ve Tibur (Tivoli) yöneten Ekuviler gibi Savaşçı Haklar’ın varlığı latinler için önemli bir tehdid oluşturuyordu. Coriolanus’unEfsanevi Öyküsü, Roma’nın MÖ 400 başlarında, Volksilere karşı Ardea ve Aricia’yla birlikte savaşarak topraklarını Güney yönünde genişletmesini anlatır. 400 lerin sonunda Monti Lepini’de Koloniler kuran Roma, MÖ 3000 lerde İç çatışmalar’la zayıflamış olan öteki Latium Kentleri üzerinde yeniden üstünlük kurmaya başladı. Roma ve latin Birliği MÖ 358 de Diktatör’ün dönüşümlü olarak tesbitini öngören, Eşitliğe dayalı bir ittifak anlaşması yaptılar. Gücünü diderek artıran Roma’nın Volksi Toprakları’na İki Kabile Yerleştirmesi üzerine çıkan savaş (MÖ 340-338) sonunda Latin Birliği dağıldı. Latin Kentleri Özerklillerini sınırlayan ya da bütünüyle ortadan kaldıran bir Statü altına girdi. Böylece Hegemonyasını kabul ettiren Roma, bütün Bölge’ye kendi Yönetim Sistemini egemen kılmış oldu.
Roma Mitolojisine göre Latium’un Yerli Halkının Kralı ve latin Halklarına adını veren Kahramandır Latinus. Hrek kahraman Odysseus ile Büyücü Kirke’nin ( ya da Roma Tanrısı Faunus ile Su Perisi (Nmpha’nın) Marica’nın Oğlu olduğu uydurulmuştur. Vergilius’un Aeneis adlı Destanının Kahramanı Aineias, Tiber Irmağı’nın Ağzında karaya çıktığında Barışcı Hükümdar Latinus tarafından karşılanır; daha sonra Latinus’un kızı Lavinia ile evlenir.
Lingua latina:
Hint-Avrupa Dil Ailesi’nin İtalik Öbeği’ne bağlı dil.. Çağdaş Roman Dilleri’nin kaynağıdır. Başlangıç’ta Aşağı Tiber Irmağı Kıyıları’nda yaşayan Küçük Toplulukların Diliydi.. Roma’nın Siyasal Gücü’nün artmasıyla MÖ 200 lerden sonra bütün İtalya’ya, daha sonra Avrupa’nın Batı ve Güneyindeki birçok Bölge’ye, Akdeniz’in Orta ve Batı kesimlerinde, magna Graecia’daki Koloniler’de konuşulan Grekçe dışında, Sicilya’yla Alpler arasındaki Bölgedeki bütün lehçelerin yerini aldı.
Roman Dilleri, latice’nin Roma İmparatorluğu’nun çeşitli Bölgelerinde konuşulan farklı lehçelerinden doğdu. Latince Ortaçağ’da batı’nın en yaygın olarak kullandığı Bilim ve Edebiyat Dili^ydi.Ama 1500 lere doğru, Rfeorm Hareketi’nin, Ulusalcılığın ve matbaanın İcadının etkisi ile eski önemimi kaybetti. Buna karşılık 1950 lere değin Katolik Kilisesi’nin Resmi Dili olmayı sürdürdü.
MÖ 600 lere ait en eski latince Metin’de Vurgusuz Heceler’deki Tam Ünlüler’in korunduğu görülür. Buna karşılık sonraki Dönemler’de latince’deki Ünlüler’in sayısı azalmıştır.Ayrıca Erken Dönem Latince’sinde Vurgu Kelimenin ilk Hecesinde yer alırken, Cumhuriyet ve İmparatorluk Dönemlerinde Kelimenin Sondan İkinci, üçümcü hecesine geçtiği görülür.
Klasik Dönem latincesinde Ad ve Sıfat çekiminde Düzenli olarak kullanılan altı durum (Yalın Hal ile Seslenme,Tamlayan, Yönelme, Belirtme ve Çıkma Halleri) vardır. Bazı Adlar’da, kalma halinin izlerine de rastlanır. İlk Hind-Avrupa Dilindeki İkil Sayı latince’de ortadan kalkmıştır. Klasik latince’nin Önemli bir Söyleyiş Özelliği de, Şiirin temelini oluşturan ama zamanla ortadan kalkan kısa ünlü uzun ünlü ayrımıdır.
Klasik Dönem’de en az 3 tür latince kullanılmakyaydı: Klasik yazı Dili, Klasik Hitabet Dili ve Bölgeden Bölgeye değişen Gündelik Konuşma Dili.. Zamanla Dilbilgisi, Söyleyiş ve Sözcük Dağarcıyı bakımından büyük değişim geçiren Konuşa Dili, Klasik latince’nin kurallarından giderek uzaklaştı. Bu Dile ililkin çoğu bilgi, Klasik ve Klasik Sonrası Dönemlerden kalma çok sayıdaki Yazıttan ediniliyor.
MÖ 200 sonrasında konuşulan latince, genellikle Halk Latince’si olarak adlandırılıyor. (Ama bu Dil, Değişik Dönemler’de halkın konuştuğu latince’yle karıştırılmamalı). Halk latincesi temel olarak, Roma’da ve Roma’ya bağlı Eyaletler’de oruran Orta Sınıfların Konuşma Dili’ydi. Klasik latince’den türemiş olmakla birlikte, Roma İmparatorluğu sınırları içinde, halkın Eğitim Düzeyi’ne, Roma’ya yakınlığına ve Anadiline bağlı olarak farklılıklar göstermekyeydi.
Roma İmparatorluğu parçalanıp Kilise Güney ve Batı Avrupa’daki en büyük Birleştirici Güç durumuna gelince, İnsanlar’ın Eğitim Düzeyi ve aralarındaki İletişim geriledi. Buna bağlı olarak, söyleyiş ve Dilbilgisindeki Bölgesel farklılıklar giderek arttı. Yaklaşık 600 den sonra, halk latincesinin yerel lehçelerini konuşanlar artık birbirini anlamamaya başladı. Bu farklılaşma sürecinin sonunda Roman Dilleri ortaya çıktı. Bu yüzden Halk latincesi, birçok özelliği bakımından Klasik Öncesi ve Klasik Dönemlerde konuşulan latince’yle Roman Dilleri arasında bir geçiş Dönemini temsil eder. Roman Dilleri’nin Atası olan Halk latincesi’ne bazen Proto-Roman Dili de denir. Ama ilk-Roman Dili daha çok, belgeler’le günümüze ulaşan Halk latincesi için değil, oluşturdukları çağdaş Roman Dillerinin atası sayılan varsayımsal Dil için kullanılır.
Latince yazılmış hemen bütün metinler’de Klasik Latince’nin biçimleri kullanılmıştır. Bu yüzden doğrudan Halk latincesiylevyazılmış metin bulmak çok zordur. Bu dile ilişkin Çağdaş Bilgiler, az sayıda Yazıt ve Yanlış Kullanımlar’la ilgili Açıklamalarından Eğitim görmüş yazarlar’ın yazılarındaki ‘Dil Sürçmeleri’nden , Klasik Biçimler’in yanlış kullanımlarıyla ilgili Listelerden ve Eğitim Düzeyi Düşük Kişilerce ya da onlar için yazılmış Metinler’den edinilmiştir. Ayrıca Roman Dilleri’nde yazılmış ilk Metinler de (800ler ve sonrası) genellikle daha eski kullanımlara ışık tutar. Dilbilimciler, bu kaynaklara dayanarak, Halk latincesi’nin yapısı ve Sözcük Dağarcığını ancak belli bir kesinlik derecesine kadar yeniden kurabilmişlerdir.
Halk latincesiyle yazılmış ya da bu dilde parçalar içeren başlıca Metinler 300 lerde yaşadığı sanılan eğitimsiz bir İspanyol rahibi’nin yazdığı Peregrinatio Etheriae (Etheria Yolculuğu) ile 200 lere kadar giden erken bir tarihe ait olduğu sanılan, birçok Sözcüğün Doğru ve Yanlış Kullanımlarını içeren Appendix Probi’dir. (Probus Dizini). Halk latincesiyle yazılmış Dini Eserler arasında ise Aziz Hieromymus’un Kitabı Mukaddes çevirisiyle (MS 385-404) Aziz Augustinus’un (MS 354-430) Eserleri sayılır.
Latince’nin sonraki gelişimi iki koldan sürdü. Bir yandan Yerel Konuşma Dilleri’nin gelişmesiyle çağdaş Roman Dilleri ve Lehçeleri ortaya çıktı, diğer yandaan, az çok Standart bir yapı kazanan latince, bütün Ortaçağ boyunca Din ve Bilim Dili olmayı sürdürdü. Bu biçimiyle de Batı Avrupa’da konuşulan dillerin gelişiminde önemli bir etkisi oldu. Avrupa’da konuşulan birçok dilin (özellikle Galce, Cornwall Dili, Bretonca, Germen Dilleri, Arnavutça ve Bask Dili) yanı sıra, Kuzey Afrika’da konuşulan berberi Dilleri’de, latince’den çok sayıda kelime aldılar.
This part could be utilised for showing ads and other stuff
No comments
Jump to comment form | comments rss | trackback uri