« ALTINÇAĞ | Home | Hesiodos, Askra’lı MÖ 800 lü Yıllar »
Posted: admin on Şub 11 | Kategorilenmemiş
Belki gerçekten yaşamıştır ve Ünlü Destanlar’ın ilk temel taşlarını koymuştur. Ne var ki Homeros adı, kendi kişiliğinden çok, bir Ozanlar Grubu’nu nitelemektedir.
Herodotes (MÖ 484-424 )O’nun İzmir’li olduğunu söyler. MÖ 850 ye doğru yaşamış. Herodotes, Helen Politeizmi’ne Homeros-Hesiodos Dini der. O’na göre Grek Tanrıları’nı bütün nitelikleri ve yetkileriyle yaratan bu iki Düşünür’dür.
Aristoteles (385-322) Homeros’u ilk Filozof sayar. Homeros Hellen ve bunun süregelişi olarak da Avrupa Edebiyatı’nın ilk Sanatçısı’dır.
Eski Çağ’da bütün Kahramanlık Destanları O’na mal ediliyordu. Daha sonra 400 lü yılların sonlarında başlayan eleştiri ve elemeler , O’na sadece İlias ile Odysseia Destanları’nı bıraktı. Günümüze de tam olarak kalan sadece bu iki destan’dır.
Prof. Walter Kranz İlias ve Odysseia‘nın aynı Ozan’ın değil, aynı Ozan Okulu’nun malı olduğunu söyler.[5] İlias‘ın MÖ 750 ve
Odysseia‘nın MÖ 700 yıllarında bittiği biliniyor. Halle’li Filolog Wolf (ö. 1754) , Homeros adının bir Ozanlar (Rhapsod)lar Grubu’nun kollektif adı olduğunu ileri sürdü. Sonraki araştırmalar bu tezi çürüttü.
Bu 2 destanın tümü 27.800 Dize’dir.
Homeros Destanları belli bir Kültür Çağı’nın sonunda ortaya çıkar ve kendinden önceki birçok Şiirler’e ve Ozanlar’a dayanır.
Destanlarında İlk Madde’nin ne olduğu yolunda bir soruşturma, Politezm içinde Tek Tanrıcılığa eğilim, yaşanılan olayların neden böyle olup bittikleri üstüne bir araştırma var. İnsan iradesi karşısında Tanrı iradesi’nin ne olduğunu araştırır. Homeros, yaşanılan olayları İnsanlar’la Tanrılar’ın ortaklaşa bir işi olarak görür. İnsan iİadesi kahramanca davranmada olduğu gibi Acılar’a katlanmada da kendini gösterir.
Homeros İnsan’ı tutar ve Tanrılar karşısında yüceltir. O’na göre İnsan iradesi, Tanrı iradesi’nden de üstündür. ‘
Antikite’nin ilk temaları Homeros‘un Mısraları’nda vardır. Homeros ‘Tanrıların Babası ve Anası Okeanus‘dur’ der. Bu Thales (624-547) Felsefe’sinin özüdür. Xenofanes’in (MÖ 500 lü yıllar ) de öncüsü sayarlar. ‘
Akhilleus Savaş’a katılırken şöyle der Homeros; ‘Ne zaman ki Göğsündeki Yürek buyuracak ve Tanrı kışkırtacak’. İnsan, her şeye karşın Ölüm’ü değil Hayat’ı yeğlemektedir; Akhilleus öldükten sonra şöyle konuşur:’ Üstün tutarım Irgat olarak yanında çalışmayı, - Yoksul, Malı Mülkü az bir Adamı- Bütün göçüp giden Ölüler’e Kral olmaktan.’
Açıkca tek Tanrı düşüncesi büsbütün yok değildir. ‘Zeus, İnsanlar’ın ve Tanrılar’ın Babası’ sözünü sık sık tekrarlar. Arkhe‘nin Su ve Toprak olduğunu sezdirir, Kahramanlarını, ‘ Sizler Su ve Toprak olun’ diye azarlatır.
‘Zeus, kim olursa olsun, Tanrılar’ın en Yükseği ve en İyisi’ der. Bu bir anlamda Tanrı’nın kim ve ne olduğunu bilmiyoruz, bilemeyiz demektir. Ama insan, kim ve ne olduklarını bilmemekle beraber gene de onlarsız edemez: ‘Ulaştırır hedefe Tanrı herşeyi’ der.
İnsan Hayatı’nda sadece İyilik’le sadece Kötülüğün hiç kimseye nasib olmayacağını, Tanrı’nın bunları birbirine karıştırıp insanlar’a verdiğini düşünür :’ İki Küp vardır Zeus’un Konağı’nda-verdiği hediyeler’le dolu, Kötüler’le biri, İyiler’le öteki- Kime karıştırıp verirse Zeus..’
Homerus boş inançlara karşı çıkar. Savaş’ta Kuşlar’ın uçuşunu gözleyip yorumlayan ve bunları savaşın nasıl sonuçlanacağına alamet sayan bir Kahin’e karşı şöyle der:
’En iyisi olarak bir tek Alamet vardır: Vatanı korumak’.
Olup bitenlerin nedenini Tanrılar’da değil, İnsanlar’da aramak gerekir: Zeus Tanrılar Toplantısı’nda şöyle konuşur:
‘Nasıl da Tanrılar’ı suçluyor İnsanlar şimdi- Bizlerden geldiğini söylüyorlar Kötülükler’in, halbuki kendileri- Kendi Budalalıkları yüzünden kısmetleriyle yetinmeyip Acılar’a katlanıyorlar’.
İnsan özgürlüğü’nün değerini de belirtiyor, özgür olmayan insan’ın Özgür bir İnsan kadar başarılı olamayacağını ileri sürüyor:
’Yavuzluğunun yarısını çeker alır Zeus- İnsanın, köleliğin pençesine düşer düşmez’.
‘Nasılsa Yapraklar’ın soyu, öyledir İnsanlar’ınki de-
Yaprakları yel yer’e saçar, başkalarını Orman-
Tomurcuklanıp yaşatır, gelince yeniden Bahar, öteki solar.’
Bu Dizeler, Evren’deki bütün varlıklar arasında içten bir bağımlılık olduğunu söylerken, çağdaş ‘Evrensel Bütünlük’ anlayışına yaklaşır.
Yüzyıllar sonra Homeros’un Destanlarını Büyük Alexandros’un (365-323) Sandığında sakladığını göreceğiz.
Avrupa Rönesans’da Homeros Destanları’nın farkına varır. Bütün Diller’e çevrilmeye başlar.[6] Fransızca’ya P. Giguet tarafından çevrilir.[7] Homerus’un bu yazıdaki Türkçe çevirileri Suat Yakup Baydur’a ait.[8]
Uzmanlar O’nun Dilinin hiçbir Çağ’da konuşulan hiçbir lehçe’ye benzemediğini söylerler. Aynı dili Hesiodos, Rodos’lu Apollonius da kullanır. Bu lehçeler karışımı dile, Homeros’un Dili denir.
This part could be utilised for showing ads and other stuff
No comments
Jump to comment form | comments rss | trackback uri